İSG Yasasının Bir Maddesi 2016’dan 2017’ye Ertelendi.

İş Sağlığı Güvenliği (İSG) Yasasının, 1 Temmuz 2016 itibariyle başlayan yükümlülüğü; Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi İSG-Katip ataması ve sürekli İSG hizmet alınması zorunluluğunda 01.07.2017 tarihine kadar 1 yıl erteleme yapıldı.

2016 ‘dan 2017’ye erteleme yapılan kısım; İSG-Katip sisteminde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı için İSG-Katip ataması yapılarak, işyerlerinin periyodik ziyaretlerle İSG açısından gözetim ve denetim altında tutulmasıdır. Bu bir yıl ötelenen madde hariç kanundaki tüm yasal sorumluluklar devam etmektedir!

7 Eylül 2016 tarihinde Resmi gazetede ”Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair başlığı” altında yayınlanan 6745 sayılı kanun ile birlikte 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunun 38. maddesinde belirtilen 6. ve 7. maddelerin uygulama yükümlülükleri kamu kurumları sayılan işyerlerinde ve 50 ‘den az çalışanı olan özel işletmelerde 1/7/2016 tarihinden 1/7/2017 tarihine ertelenmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında memur çalışanlar için ve 50 den az çalışanı olan özel işletmelerde İSG profesyoneli istihdam zorunluluğu 1 Temmuz 2016 tarihinden 1 Temmuz 2017 tarihine ertelenmiştir.

6331 SAYILI İSG KANUNU, MADDE 38 – (1) Bu Kanunun 6 ve 7 nci maddeleri; 4857 sayılı İş Kanununun mülga 81 inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 1/7/2016 tarihinde, ifadesi yayınlanan 6745 sayılı kanunun 71. maddesinde yapılan değişiklikle 1/7/2017 olarak değiştirilmiştir.

1 Ocak 2013 tarihli 6331 Sayılı İSG Kanunu ile; az tehlikeli sınıfta yer alan 50’den az çalışanı olan işletmelere aşağıdaki işveren yükümlülükleri devreye alınmış durumdaydı ve halen devam etmektedir. İSG-Katip ataması ile sürekli OSGB hizmeti zorunluluğu bir yıl ertelense dahi aşağıda bazı başlıkları verilen hizmetler OSGB firmalarından alınmaya devam edecektir. Hali hazırda OSGB firmalarıyla sözleşme yapmış olan firmalar bir gereklilik olarak İSG hizmeti almaya devam edebilecekleri gibi aşağıda bazı başlıkları verilen zorunlu hizmetleri alarak sadece İSG-Katip atamasını kaldırabilirler.

1. İSG Risk Değerlendirme Raporu Hazırlanması
2. Acil Durum Planları, yangınla mücadele, ilk yardım eğitimi
3. Tüm Çalışanların Sertifikalı İSG Eğitimi Alınması
4. Acil Durum Tahliye Eğitimi ve Tatbikatı (Yılda 1)
5. Koruyucu donanım ve ekipmanların belirlenmesi, tedariği, eğitimi
6. İSG Talimatları, görev tanımları ve prosedürlerin hazırlanması
7 . İşyeri hekimine çalışanların sağlık muayenesinin yaptırılması
8 . İşyerinde kullanılması gereken iş güvenliği işaretlerinin belirlenmesi Ortam ölçümleri, mühendislik kontrolleri

ve işe ve işyerine özgü diğer İSG gereklilikleri….

İş güvenliğinde 1 Temmuz alarmı!

1 Temmuz’ dan itibaren, işçi çalıştıran her işveren için artık yeni bir yükümlülük yürürlüğe girdi. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamı dışında kalan tüm işyerleri artık iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli istihdam etmek zorunda. Aşağıda yer alan faaliyet ve kişiler hakkında ise bu zorunluluk uygulanmayacak:

İş Güvenliği Kültürü Ve İş Güvenliği Eğitiminin Önemi

Türkiye, iş kazaları ve meslek hastalıklarının en yüksek olduğu ülkelerinden birisi. Resmi kayıtlara göre 2000-2009 döneminde Türkiye’de 784 binden fazla iş kazası meydana gelmiş olup bu kazalarda 10 binin üzerinde çalışan yaşamını yitirmiştir. Resmi kayıtlara girmeyen iş kazaları ya da meslek hastalıkları nedeniyle ölen ve sakat kalan çalışanların sayısını tahmin edebilmek ise neredeyse imkânsız.
İş kazaları, çalışma hayatında karşılaşılan en önemli sorun alanlarından biridir. Dünya genelinde her yıl ortalama 1,2 milyon insan iş kazaları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. İş kazaları, Türkiye’de de önemli bir sorun olarak varlığını devam ettirmekte ve farklı sektörlerde çalışan binlerce kişi her yıl hayatını kaybetmektedir.

İş kazalarının önlenmesi için, geçmişten günümüze pek çok yasal ve kurumsal düzenleme yapılmıştır. Ancak yapılan bu düzenlemelerin çok fazla başarıya ulaşamadığı meydana gelen iş kazası istatistiklerinden anlaşılmaktadır. Bu durum, sorunun yalnızca teknik bir mesele olarak ele alınmasının yeterli olmadığını göstermektedir. Çalışma hayatında “insan” faktörünün en az teknik boyut kadar dikkate alınması kaçınılmazdır. Meydana gelen iş kazalarının %80-95’i çalışanların güvensiz davranışlarından kaynaklandığı ifade dilmektedir. Bu yüzden, iş kazalarının önlenmesi konusunda, bir davranış düzenleyicisi olarak kabul edilen “kültür”ün önemi göz ardı edilemez.

İş Güvenliği kültürünün geliştirilmesinde;
– Devlet,
– İşveren,
– Çalışanlar/sendikalar,
– Üniversiteler,
– Meslek örgütlerinin görevleri

Devletin Rolü:

Daha çok gözlemci, aydınlatıcı, teşvik edici ve arabulucu olmalıdır. En önemli etkinliği, gerekli koşul ve standartları mevzuatla düzenlemek, denetimi sağlamak ve devlet politikası olarak benimsenmesini sağlamak olmalıdır.

– Kayıt-dışı istihdamın önlenmesi
– Sosyal güvenliğin desteklenmesi
– İşyerinde çalışan işçi sayısına bakılmaksızın, her çalışanın İSİG hizmetlerinden yararlanmasının sağlanması

İşverenlerin rolü:
– İşletmeler iş güvenliği konusunda, harcama yapmaktan kaçınmamalıdır. Öncelikle iş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemek için;
– Üretim süreçlerinde, Önce verimlilik yerine, önce insan yaklaşımının benimsetilmesi,
– Risk değerlendirmesi ve risk yönetimi yaklaşımının benimsetilmesi,
– İşyerinde çalışan işçi sayısına bakılmaksızın, her çalışanın İSİG hizmetlerinden yararlanmasının sağlanması,
– İşyeri sağlık ve güvenlik birimlerinin desteklenmesi,
– İlk ve acil yardım hizmetlerinin organizasyonu,
– Çalışanların eğitimi,

Çalışanlar/Sendikaların rolü:
– İşyeri, iş kolu ve üretim süreci ile ilgili bilgi sahibi olunması
– Risk değerlendirmesi ve risk yönetimi süreçlerine katılım,
– İş güvenliğinin yaşamın önceliği biçimine getirilmesine yönelik etkinlikler
– Kişisel koruyucu ekipmanın kuralına uygun biçimde kullanılması
– Yasa ve yönetmeliklerde belirlenen, çalışanların sorumlulukları; “işveren tarafından alınan her türlü tedbire riayet etmek ve talimatlara uymaktır” şeklinde belirtilmektedir.

Meslek Örgütlerinin rolü:
– İSİG – Sosyal politikalara katkı
– İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında çalışacak insan gücünün yetiştirilmesi ve istihdam edilmesi süreçlerine katkı
– İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında çalışacak insan gücünün mezuniyet sonrası sürekli eğitiminin organizasyonu
– İş kazalarının “Bilimsel” analizine katkı sağlamaktır.

Tüm sektörlerde yaşanan iş kazaları ekonomiye ciddi bir yük getirmektedir (40 milyar TL ). Bu noktada, iş kazalarının önlenmesi için yapılacak çalışmaların ne kadar önemli olduğu da maliyetin büyüklüğü göz önünde bulundurulması ile ortaya çıkmış olmaktadır. İnsan ve makine çalışma hayatının önemli iki faktörüdür. Bu durum değişmedikçe kaza ihtimali ortadan kalkmayacaktır. Ancak bazı teknolojik ve yönetimsel önlemler alınarak iş kazası oluşma ihtimali azaltılabilmektedir. Kanuna göre işveren, isçilerin sağlığını korumak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İş kazalarında tek bir nedenden bahsedemeyiz. İşletmedeki teknik önlemlerin yetersiz olmasının yanında çalışan isçinin psikolojik durumunun kötü olması da is kazasını etkileyen faktörlerdendir. Ailevi sorunlar, geçim sıkıntısı gibi sosyal sorunlar verimliliği düşürmekte ve kazaya neden olmaktadır.

İşverenlerin iş güvenliği konusunda eğitimli olmaları, iş güvenliği uygulamalarının yararlarını görmelerini sağlayacaktır. İs güvenliğini, uygulanılması gereken yasal zorunluluk olarak değil, işletmeyi daha sağlıklı, daha kaliteli bir konuma getirmek için yapılması gereken bir adım olarak görecektir. Bu yüzden işverenlerin ve üst yönetimin bu konuda eğitim almış olmaları çok önemlidir. İşverenler iş sağlığı ve güvenliği bilincini oluşturmak için gerekli bütçeyi ayırmalıdırlar. İş kazalarının maliyetleriyle ilgili gerçekleri göz önünde bulundurduğumuzda, iş güvenliği uygulamaları kaçınılmaz bir durum olmaktadır. İsçi sağlığı ve iş güvenliğine önem verilen bir iş ortamında çalışan insanlar işlerine olan dikkatlerini arttırarak daha verimli çalışır ve hata oranı ciddi anlamda düşüş sağlar. Dolayısıyla üretkenlikleri artar. Böylece şirketlerin rekabet edebilme güçleri de artış gösterir. Rekabet ve üretkenlik, insan, teknoloji ve yönetim politikalarıyla ilişkilidir. Güvenlik ve sağlığın, insan ve teknolojinin üzerinde direkt etkisi bulunmaktadır. İs sağlığı ve güvenliği; insanın psikolojik, fizyolojik durumunun korunması ve iyi hale taşınması için yapılan uygulamalardır. Bu uygulamalar kaliteyi ve verimliliği arttırır. Bu nedenledir ki, uygulamaların hayata geçirilmesi, isçi, işveren ve devletin yararına olacaktır.

A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
Selin ŞENTÜRK

İş Güvenliği Nedir ve Neden Önemlidir?

Son yıllarda yaşanan iş kazaları ve beraberinde getirdiği sakat kalma ya da ölüm sonuçlarından dolayı, oldukça önemli hale gelen iş sağlığı ve güvenliği konusu, toplumda da bir farkındalık yaratabilmiş durumdadır. “İSG” olarak kısaltılan bu kavram, çalışanları korumaya yönelik olarak yapılan uygulamalar ve incelemelerin, kanun ve yönetmeliklerle desteklenmesi durumudur.

İş güvenliği kavramı, çalışanların güvenliğini sağlamak, sağlıklı ve güvenli şartlarda çalışmak amacıyla alınan tedbirler olarak tanımlanabilir. İş sağlığı ve güvenliği bilimi, işyerlerinde yapılan işin sorunsuz yürütülmesi ile bağlantılı olarak ortaya çıkan tehlikelerden, çalışanlarının sağlığına zarar getirebilecek şartlardan korunma ve buna ek olarak, daha güvenli bir iş hayatı ortamı oluşturabilmek amaçlı yapılan metotlu çalışmaları kapsamaktadır. Genel olarak ise bu bilim, sadece çalışanı koruma konusunu değil; bunun yanında iş yerini, bağlı kuruluşları ve işin gerçekleştirildiği çevreyi koruma durumunu da kapsamaktadır.

İş sağlığı ve güvenliği kavramı, ayrıntılı olarak anlatılmak istenirse, çalışılan iş yerinde meydana gelebilecek her iş kazası ve meslek hastalıkları riskinin oluşmasına karşı tedbirler alan ve bu konudaki gereken şartları yerine getirmeyi amaçlayan bir bilim olarak tanımlanabilmektedir. Tüm bunları gerçekleştirmek için gereken alet edevatları, araçları, prosedürleri de, doğal olarak işverenin omuzlarına yüklemektedir. Ayrıca, sorumlu işçi ve usta başlarına da belli görevler getirilmektedir. İş sağlığı ve güvenliği kavramı, bilimsel anlamda tıp, hukuk, sosyoloji, psikoloji ve ekonomi alanlarını da dayanak olarak almaktadır. İSG adına temel teşkil eden bir takım kanunlar da, 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu, 506 sayılı SGK kanunu, Türk Ceza Kanunu, çevre mevzuatı, Türk Ticaret Kanunu, borçlar kanunu, sendikalar kanunu gibi kanun ya da mevzuatlar şeklinde sayılabilmektedir.

İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda, ergonomik koşullar ile birlikte, çalışma şartları da bir takım sorunlara temel teşkil etmektedir. İş yerinin aşırı sıcak ve nemli olması, kötü kokması, havasız ve kirli bir havaya sahip olması, yapılan işe göre ışıklandırmanın yetersiz olması, fazla gürültülü olması, mola sürelerinin az olması, vardiyalı işlerde gece çalışmalarında dikkat dağınıklığının fazla görülmesi, işin çalışma temposunun yüksek ya da çok düşük olması, vücudu ya da belli uzuvları aşırı şekilde yoran çalışmaların yapılması, ağır iş şartları ve her türlü olumsuz koşullar gibi etkenler, bu sorunlar arasında sayılabilmektedir.

İş sağlığı ve güvenliği uzmanları ise, İSG konularındaki esasların denetlenmesi ve bu anlamda kılavuz olması açısından büyük önem teşkil etmektedirler. İnşaat ve maden sektörü gibi çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, bu uzmanların sorumlulukları oldukça fazladır. Tehlikeli ve az tehlikeli sınıflarda yer alan tekstil gibi, eğitim gibi sektörlerde de görev alan iş sağlığı ve güvenliği uzmanları, bu alanlarda son yıllarda oldukça sık şekilde görev almaya başlamışlardır. Uzmanların çalıştırılmalarının zorunlu olması, çalışan işçi sayısı ve sektörün tehlike derecesi de göz önüne alınarak kanunlarla sabitlenmiş durumdadır.

Çalışanlar, hayatlarını fabrikalarına ya da şirketlerine adamaktadırlar. Bu nedenle, iş yerlerinin sağlık koşulları üst düzeyde denetlenmeli, çalışma şartları olması gereken seviyelere çekilmelidir. İş kazalarının önlenmesi, ölümlerin, sakatlıkların ve yaralanmaların önüne geçilebilmesi açısından, bu konulara hassasiyetle yaklaşılmak zorundadır.

A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
Selin ŞENTÜRK

İş Güvenliği

6331 Sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”nun Getirdiği Yenilikler 1. Önceki mevzuatlarda, İş Sağlığı ve Güvenliği hizmetlerinden yalnızca “işçiler” faydalanabiliyorken; yeni kanunda “çalışan” terimi ile memur, sözleşmeli personel, çırak, stajyer gibi tüm statüler de çalışma hayatında yer alanlar kapsamı altına alınmıştır. Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşları ve özel sektördeki tüm iş kolları ve işyerleri “İş Sağlığı ve Güvenliği” hizmetlerinden yararlanma imkanına kavuşmuştur.

2. Her bir SGK Bölge Sicil Numarası, ayrı (bağımsız) bir işyeri olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, her bir SGK Sicil Numaralı işyeri; kendi tehlike sınıfı ve çalışan sayısı gereğince, bu numaraya ait İSG hizmeti sözleşmeleriyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan onay alarak yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır.

3. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu öncesinde, işyerlerinde “İş Güvenliği Uzmanı” hizmetini alma mecburiyeti sadece Sanayi’den sayılan işyerleri için geçerli iken; yeni mevzuatta bu yükümlülük, sanayi şartı aranmaksızın (hizmet, ticaret, turizm, tekstil, tarım vb. tüm iş kolları) tüm sektörleri kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

4. Önceki mevzuatta, işverenlerin aldığı İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonellerinin hizmeti, İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı olarak iki koldan yürütülmekte iken; yeni kanunla İşyeri Hekimi, İş Güvenliği Uzmanı ve Diğer Sağlık Personeli (Sağlık memuru, hemşire vb.) olmak üzere üçlü hizmet olarak temin edilme yükümlülüğü getirilmiştir.

5. İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonellerinin (İşyeri Hekimi, İş Güvenliği Uzmanı ve Diğer Sağlık Personeli) hizmeti ile ilgili işverenler yükümlülüklerini üç yöntemle yerine getirebilmektedirler;

a. Kendi bünyesindeki çalışanlar arasında geçerli sertifikaya sahip İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonelini görevlendirmek suretiyle,
b. Kendi bünyesine çalışanı olarak geçerli sertifikaya sahip İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonelini katmak suretiyle,
c. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca yetkili bir Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) ’nden hizmet satın alarak.

6. Yeni “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” 30 Haziran 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmıştır ve belirtilen yükümlülükleri yerine getirmek için işyerlerine, işyerlerinin çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre sure tanınmıştır; 50 ve daha fazla çalışanı olan işyerleri için, tehlike sınıfına bakılmaksızın İş Sağlığı ve Güvenliği personeli hizmetlerinin temini ile ilgili yükümlülük başlangıç tarihi;

1 Ocak 2013 olarak belirlenmiştir.

Kanun koyucu bu uygulamadaki kararlılığını göstermek için, idari para cezaları koymuş ve etkin bir denetleme ağı oluşturmuştur. Örneğin;
a. İşyeri Hekimi hizmetin alınmadığı “her ay için 5000 TL”
b. İş Güvenliği Uzmanı hizmetin alınmadığı “her ay için 5000 TL”
c. Diğer Sağlık Personeli hizmetin alınmadığı “her ay için 2500 TL”
d. İşe Giriş Muayenesi eksik olan “her çalışan başına 1000 TL”
e. Risk değerlendirmesi yapmayan veya yaptırmayan işverene 3000 TL (aykırılığın devam ettiği her ay için 4500 TL)

8. Yeni Kanunla birlikte ‘’Ağır ve Tehlikeli İşler” kavramı kaldırılmıştır. Bunun yerine yapılan işlerle ilgili bir ayırım yapılmayıp, işyerlerinin faaliyet alanları, “Tehlike Sınıfları Tebliği” ile üç sınıfta kategorize edilmiştir.

a. Az Tehlikeli
b. Tehlikeli
c. Çok Tehlikeli

9. İşverenler tarafından tüm çalışanlarına, işe giriş sırasında ve çalıştığı süre boyunca belli periyotlarla Muayene ve buna bağlı Sağlık Taramaları yaptırılma zorunluluğu getirilmiştir. Bu muayeneleri yalnızca, işyerinin kendi bünyesindeki SGK’lı İşyeri Hekimi veya anlaşma yapılan Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) ‘nin İşyeri Hekimi yapabilmektedir.

10. İşyerlerinde oluşabilecek tehlikelerin tespiti ve ortadan kaldırılma metotlarının oluşturulması amacıyla, “Risk Değerlendirmesi” yaptırılması gerekmektedir. Bu uygulama da idari para cezaları ve etkin denetleme mekanizmaları ile kontrol altına alınmıştır.

a. Risk Değerlendirmesi yapılmadığının ilk tespitinde 3000 TL
b. Risk Değerlendirmesi Raporu eksikliğinin devam ettiği her ay için 4500 TL

Güncel Makaleler

Bize Ulaşın

Güveniş OSGB Hizmetleri
Oruç Reis Mah. Tekstilkent Tic. Mrk.
B10 Blok No:45 Atışalanı
Esenler / İstanbul

0212 438 12 81

info@guvenisosgb.com.tr

E-Bültene Abone Ol: